Odaklanma Sorununu Oyunlaştırma ile Yenmek Mümkün mü?

Bireyler, gün içerisinde başlaması veya devam ettirmesi zorunda olduğu birçok görev ile karşılaşmaktadır. Kimi zaman bu görevleri yerine getirmeye dair motivasyonun yeterince yüksek olmaması veya çevremizde sık karşılaştığımız uyaranlar bizi yapmamız gereken görevden uzaklaştırabilmektedir. Bu da odaklanma sorunu yaratmaktadır. Odaklanma, bir görevi gerçekleştirirken iç ve dış etkenlerden etkilenmeden belirli bir süre boyunca zihinsel olarak sadece o göreve dikkat verme sürecidir. Bu etkenler arasında; kişinin zaten yaşadığı sosyal sorunlar ve kaygı durumu gibi faktörler bulunabilir. Ancak, günlük yaşamın neredeyse her alanında karşılaştığımız teknoloji, birçok avantajıyla birlikte hayatımıza girmiş olsa da, odaklanma sorununu da tetikleyen başlıca etkenlerden biridir.  Bununla beraber günlük yaşantıda birçok aksaklıklar da meydana gelebilmektedir bunlardan bazıları; 

  • Zaman yönetiminde zorluk
  • Halihazırda yapılan görevde verimlilik kaybı
  • Kaygı ve stres
  • Dikkatsizlik sonucu yapılan hatalar diyebiliriz.

Özellikle çocukların artık bağımlılık düzeyinde teknolojik araç ve uygulamalarla etkileştiği ve aşırı uyarılmalarla gerçek dünyadan uzaklaştığı görülmektedir. Yetişkinler de bu durumundan elbette etkilenmektedir. Microsoft tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ortalama insan dikkat süresi 2000 yılında 12 saniye iken 2015 yılında sadece 8 saniyeye düşmüştür. Bu süre, bir Japon balığının 9 saniye olan dikkat süresinden daha kısadır. 

Odaklanma sorununun başlıca sebeplerinden sayılabilecek Facebook, Instagram ve Twitter gibi sosyal medya platformları bizi mümkün olduğunca uzun süre meşgul etmek için tasarlanmıştır. Bu uygulamalar bize ilginç bulabileceğimiz içerikleri göstermek için algoritmalardan yararlanıyorlar, bu da bizi saatlerce bu uygulamaların içine hapsediyor. Peki bizler de sosyal medya platformlarını kullanarak bu durumu avantaja çevirebilir miyiz? Bu nokta Shigeru Miyamoto’nun bir sözü akıllara geliyor;

“Oyunlar, zorlukları aşma ve sorunları çözme becerilerini geliştirme konusunda harika bir platform sunar. Bu nedenle oyunlaştırma, insanların daha iyi problem çözücüler olmalarına katkı sağlayabilir.”

Bu noktada “Forest” adlı uygulama sorumuzun cevabını vermektedir. Hadi gelin bu uygulamaya daha yakından bakalım.

Forest Nedir?

Forest, ekran sürenizi izlemek ve sınırlamak için tasarlanmış bir kişisel gelişim uygulamasıdır. Görevlerimizi ertelemekten kaçınmak ve dikkat sürenizi kontrol edebilmek için bu uygulama günümüzün en büyük sorunlarına çözüm bulma derdinde diyebiliriz. Uygulama sizleri teknolojik cihazlarınızı kullanmaktan alıkoyarak, tek bir göreve odaklanmanıza yardımcı olmaktadır. 

Forest nasıl çalışır?  

Forest uygulaması için temel adımları ise şu şekilde sıralayabiliriz;

  1. Uygulamayı açın, odaklanmak istediğiniz süreyi ayarlayın. Bu süre boyunca bir ağaç dikeceksiniz. Odaklanma sürenizi ve hedefinizi belirleyin.
  2. Odak süresi boyunca uygulamayı kullanmayın. Telefonunuzu veya tabletinizi kullanmamak için uygulamanın ekranını kapatın.
  3. Odak süresi boyunca başarılı bir şekilde telefonunuzu kullanmadığınızda, diktiğiniz sanal ağaç büyümeye başlar. Eğer telefonunuzu kullanırsanız veya uygulamayı kapatırsanız, ağaç ölür.
  4. Bu ağacı sanal bir ormana dikebilirsiniz. Her başarılı odaklanma oturumu aynı zamanda size birçok şeyin kilidini açmak için harcayabileceğiniz bazı yaprak paralar da verir.

Forest’in ilgi çekici yanları

Gerçek ağaç dikebilme fırsatı

Forest ekibi, Dünya’ya gerçek ağaçlar dikmek için gerçek bir ağaç dikme organizasyonu olan Trees for the Future ile işbirliği yapmaktadır. Kullanıcılar Forest’te kazandıkları sanal paraları gerçek ağaç dikmek için harcadıklarında, Forest ekibi ortağına bağışta bulunur ve dikim siparişleri oluşturur. 

Forest, her 2500 sanal yaprak paraya karşılık gerçek ağaçlar diker. Forest uygulamasının sunduğu bu işbirliği, kullanıcıları uygulamaya çeken önemli etmenlerden biridir. Çünkü bireyler bu şekilde toplumsal bir amaca katkı sağlama duygusunu yaşarlar. Bu duyguyu tekrar yaşamak isteyen kişiler görevlerine odaklanmak için bir motivasyon kaynağı bulmuş olurlar.

Sosyal etkileşim

Forest’de arkadaşlarla, aile üyeleriyle odaklanma süreleri paylaşılabilir ve onlarla rekabet edilebilir veya işbirliği yapılabilir. 

Kendi evinizde olsanız bile arkadaşlarınızla verimli bir ders geçirmek için bir çalışma odası/grup oluşturabilirsiniz. Bu tür bir oturumda, grup üyelerinden herhangi biri ayrılırsa bitki solar ve kimse puan alamaz. Bu özellik de odaklanma sürecini eğlenceli kılabilir!

Somut çıktıları takip edebilme 

“Yolculuğunuzun başından sonuna kadar ilerlemenizi izlemek, sonuca ulaşmanızı sağlar.”

 – Tony Robbins

Forest, odak süresi, başarılar ve istatistikler gibi verileri kaydeder. Bu sayede odaklanma alışkanlığınızı izlemek ve geliştirmek için somut verilere sahip olabilirsiniz.

Estetik arayüz ve ses kontrolü

“İyi tasarım, kullanıcıların ne istediğini değil, neye ihtiyaç duyduklarını anlama sanatıdır.” 

– Steve Jobs

Forest, görsel olarak ilgi çekici bir arayüze sahiptir ve odaklanma sırasında telefonunuzu kullanmamanız gerektiğinde, uygulama sizi uyarabilir veya rahatlatıcı doğa sesleri sunabilir.

Forest - Stay focused, be present

Forest herkes için ulaşılabilir bir uygulama mı?

Forest uygulaması App Store ve Google Play marketlerinden indirilebilmektedir. 

Forest uygulaması ile aynı amacı hedefleyen alternatif uygulamalar ise şunlardır;

  • Focus Plant
  • Flipd  
  • Focus Keeper

Sonuç: Dezavantajı avantaja çevirmek sizin tercihiniz!

Bu yazımızda her ne kadar teknolojik araçların, odaklanma sorununu ve erteleme eylemini ortaya çıkarmakta önemli bir etken olduğunu belirtsek de bu sorunu ortadan kaldırabilmek için çözümlerin de mevcut olduğunu gördük.  Çözüm yollarından biri olarak oyunlaştırmanın etkili bir seçenek olduğunu fark ettik. Bahsedilen uygulamalar davranışlarımızı sınırlandırıyor gibi görünsede aslında oyunlaşarak özgürleşiyoruz ve kısıtlı dikkat süremizin sınırlarını aşıyoruz. 

Oyuna dahil olun ve odakta kalın!

Bu yazı, Gamfed Türkiye gönüllülerinden Duygu Selin Arama’nın katkılarıyla yazılmıştır.

İlgili Makalelerimiz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir