×

Gamfed Türkiye Kaptanı Öykü Şakiroğlu yazıyor : Oyuncu Beyin : Ağaç Dalından Skor Tablosuna : Play ile Game Arasındaki İnce Çizgi

Son makaleler

Gamfed Türkiye Kaptanı Öykü Şakiroğlu yazıyor : Oyuncu Beyin : Ağaç Dalından Skor Tablosuna : Play ile Game Arasındaki İnce Çizgi

Oyun deyince aklınıza ne geliyor? Çocukken sokakta oynadığımız oyunlar? Çamurdan yaptığımız pastalar, heykeller? Atari, şimdilerde oyun konsolu? Hatta izlediğimiz bir tiyatro?

Evet, aslında tüm bunların dilimizde karşılığı oyun. Ancak hepsi birbirinden farklılar. Türkçe, duyguları, bağlamları ve anlamları ifade etmede oldukça zengin bir dilken konu oyun dünyasına geldiğinde sözlükte tek bir kelime görürüz: “oyun”

Oysa İngilizce’de bu Play ve Game olarak ayrılır.

Peki nedeni nedir?

Diller yaşayan bir sistem olduğundan dünyayı farklı açılardan yakalarlar. İngilizce, Almanca gibi diller eylemlerin yapısına göre kelime üretmeye meyilliyken Türkçe eylemin bağlama dayalı genişlemesine meyillidir. Yani öze, hissettirdiği ruha odaklanarak kapsayıcı bir kelime kullanılır.

Bir diğer neden de kültürel ve tarihsel kökenler. Eski Türkçe metinlerde geçen oyun/oynak/oyuncak kökleri hareket etmek, dans, sıçramak gibi anlamlara dayanır. Şölenler, güreşler, aşık oyunları, geleneksel oyunlarımızda ritim, hareket ve eğlence iç içe geçtiği birbirinden keskin hatlarla ayrılmadığından “oyun” tek kök kelime üzerinden şekillenmiş.

Şimdi gelelim, bizi mahallede arkadaşlarımızla kuralsızca koşturan o dürtü ve elimize aldığımız oyun konsolu kumandasıyla puan peşinde koşmamızı sağlayan sistem arasındaki ince ve çarpıcı çizgiye…

Play: Sınırsız Hayal Gücü, İçsel Özgürlük

Play, kuralı dışarıdan verilmemiş kendi içinde saklı olan eylemlerdir. Herhangi bir sonuç beklemeden,

“Sonucu ne olacak?” endişesi taşımayan bir keşif sürecidir.

Çocukluğumuzu düşünelim. Elimize aldığımız bir ağaç dalını kaç farklı şekilde kullanırdık?

Önce sihirli bir değnek, sonra bir kılıç, belki bir at, saatler sonra da bir kaşık olup çıkıverirdi.

Kuralları koyan da, değiştiren de, istemediğimizde bitiren de bizdik.

Play, tarihin en eski, karanlık zamanlarından beri var. Buzul Çağı’ndan kalma mamut kemiğinden oyulmuş minik figürleri oynayan çocuklar da tozlu araba camlarına “Beni yıka” yazan, rastgele parçalarla içinden geldiği gibi heykeller yapan, hiç bir beste kalıbına uymadan davul çalan yetişkinler de katıksız birer Play aktörü.

Üstelik Play sadece insana özgü değildir. Köpek yavruları boğuşur, kargalar karlı çatılardan kayar, ahtapotların nesnelerle oynadığı gözlemlenmiştir. Araştırmacılar oyunu, esnek ve öğrenmeye açık beyinlerin genç yaşta dünyayı güvenle denediği bir prova alanı olarak yorumlar. Sürüngenlerde ve böceklerde ise buna benzer bir davranış neredeyse hiç görülmez.

Game: Çerçevesi Çizilmiş Dünya

Game, Play’in üzerine inşa edilen, kuralları, hedefleri, sınırları olan, galibiyet ve mağlubiyeti

dışarıdan bir otorite tarafından belirlenmiş yapıdır.

Özgürlük alanı bir çerçeveyle çizilmiştir.

Spor salonunda kendi halinde top sektirmek Play’ken, sahada 5’e 5 ayrılıp hakemli, süreli,

skorlu bir basket maçı yapmak Game’dir.

Game’in en önemli özelliği, başlangıcı, bitişi ve ölçülebilir bir sonucu olmasıdır. Maç

düdükle başlar, düdükle biter. Satrançta mat olursunuz ya da mat edersiniz. Herkes neyin

kazanmak, neyin kaybetmek sayılacağını baştan bilir. Bu netlik Game’in cazibesidir.

Belirsizliği azaltır, çabayı görünür kılar, ilerlemeyi ölçülebilir hâle getirir.

Aslına bakarsanız hayatımızın büyük bir kısmı Game’dir. Üstelik çoğunu fark etmeden oynarız.

Öğrenim hayatımızdaki sınavlar, geçme notları, diplomalar; iş hayatımızdaki performans

göstergeleri, primler, terfiler, maaşlar…

Tüm bunlar dışarıdaki bir otoritenin kurallarını koyduğu yapılandırılmış durumlardır.

Eski çağlarda Roma amfitiyatrolarındaki gladyatör dövüşleri, M.Ö. 3000’li yıllarda Antik

Mısır’da oynanan Senet Oyunu; satranç, spor müsabakaları, zeka oyunları birer Game’dir.

İki Kavramın Karşılaştırma Rehberi

O ağaç dalı hâlâ elimizde. Ama bugün onu çoğu zaman kılıç ya da at yapmak yerine skor tablosuna çeviriyoruz.

Sorun, Game’in var olması değil, Play’e hiç yer bırakmamak. Belki de kendimize sormamız

gereken soru şu: En son ne zaman sadece keyfine, sonucunu düşünmeden oynadık?

Öykü ŞAKİROĞLU / Gamfed Turkiye Yapay Zeka Kaptanı

Türkiye'de oyunlaştırma alanında uzmanlaşan eğitimci yazar. Gamfed Türkiye temsilcisi,10 yılı aşkın süredir oyunlaştırmanın ilk kavramsallaştığı dönemden bu yana 100'lerce oyunlaştırma projesinde danışmanlık yapmış,binlerce kişiye seminer ve eğitim vermiş. Bahçeşehir Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmış. Yaşadığı Fethiye bölgesinde ücretsiz Lidea isimli girişimcilik programını yönetiyor.

Yorum gönder

You May Have Missed