×

Gamfed Türkiye Kaptanı İrem Damla Şimşek : Sihir Yoksa Oyun Var: Molly Weasley’den TikTok’a Ev İşleri

Son makaleler

Gamfed Türkiye Kaptanı İrem Damla Şimşek : Sihir Yoksa Oyun Var: Molly Weasley’den TikTok’a Ev İşleri

Bir arkadaşım anlatmıştı. Annesi evde bir yere kömür saklarmış. Sonra da ablalarıyla ona tatlı tatlı: “Evin her yerini temizleyin. Kömürü siz bulun. Ben bulmayayım.” dermiş. Kulağa pasif-agresif gelen bu uyarıda mesele kömür değil elbette. Mesele, evin gerçekten temizlenmesi. Fark yaratan şey ise yöntemde saklı: Doğrudan “temizleyin” demek yerine bir hedef koyarak, ufak bir gizem yaratarak ve işi fark ettirmeden oyuna dönüştürerek.

Aslında annelerimizin sezgisel olarak başvurduğu bu yöntem, bugün modern dünyanın en etkili motivasyon araçlarından biri haline geldi. Bugün bu tür sistemlere “oyunlaştırma” diyoruz. Hedef koyma, ilerleme hissi yaratma, sürpriz ekleme gibi unsurların bilinçli şekilde tasarlandığı bu yaklaşım; eğitimden iş hayatına, mobil uygulamalardan sağlık programlarına kadar pek çok alanda kullanılıyor. Oyunlaştırmanın yeni bir yöntem olmadığı malumunuz. Gündelik hayatın içinde, adı konmadan zaten uygulanıyordu. Yaratıcılık denince akla sanat eserleri gelse de günlük hayatta en yaratıcı insanlar anneler. Sebze yedirmek için kaşığı uçak yapan biri, ev temizliğini de oyuna hayli hayli dönüştürür. Zira, burada amaç işi yaptırırken katlanılabilir, hatta tercih edilebilir hâle getirmek.

Oyun literatüründe karşımıza çıkan kavramlara tekrar bir bakalım: Hedef, geri bildirim ve ilerleme hissi. Ev işlerinde ise bu üçü genelde eksiktir. Temizlik yaptığınızda ortada net bir “kazandın” anı yoktur; iş bittiğinde bile verilen emek pek de görünür değildir. Oyunlaştırma burada devreye girebilir: Görünmeyeni görünür kılar, süreci parçalara böler ve yapılan işte ilerleme hissi verir. Arkadaşımın annesinin yaptığı iş de aslında buymuş. Temizlik, görev olmaktan çıkıp keşif görevine dönüşmüş.

Ev işlerinde destek ihtiyacının popüler kültürde de karşılık bulduğunu görüyoruz. Örneğin Molly Weasley’nin sihirle kendi kendine örgü ören şişleri, bulaşıkları yıkayan fırçaları vardı. Ev işleri otomatikleşmişti. Bizim dünyamızda teknoloji henüz o seviyeye gelmediği için camlar kendiliğinden silinmiyor, mutfaklar tek başına toplanmıyor. Sihir yok ama ihtiyaç baki. Ancak bu ihtiyaç, biz büyüdüğümüzde ve kendi “sihirbazlık” alanlarımızı kurduğumuzda farklı bir boyut kazanıyor.

Büyüdükten sonra, ailemizin yanından kuş gibi uçup ayrı evlere çıkıyoruz. 1+1 daireler, kitaplar, plaklar, kahve makineleri… Özgürlük hissi yüksek, sorumluluk hissi biraz daha düşük. Başımızda “evin her yerini temizleyin” diyen bir otorite artık yok. Malumunuz, pasaklı yaşamak da istemiyoruz; bu nedenle iş başa düşüyor ve temizliğe girişiyoruz. Yeni evimizde bir değişiklik var: Artık kimse bize oyun kurmuyor, bu yüzden temizlik işleri erteleniyor, yarıda kalıyor ya da tamamen unutuluyor. Çünkü ortada bizi harekete geçirecek bir yapı yok. Bu noktada “motivasyon” konusu devreye giriyor: Canımız istemiyor.

Günlük planlar yapmamızı sağlayan, görevleri küçük parçalara bölüp yapmanız gereken işleri bitirten bir takım uygulamalardan verim sağlayanlar var. Bu uygulamalardan fayda sağlayan kullanıcıların yorumlarına bakıldığında kimse temizlikten nefret ettiğini söylemiyor. Aksine, herkes tertipli ve temiz bir evi seviyor. Pasaklı yaşamak kimsenin bilinçli tercihi değil. O zaman soru şu: Madem seviyoruz, madem ihtiyaç, bu iş neden bu kadar zor? Cevaplardan biri az önce de bahsettiğimiz gibi şu: Ev işi görünmez. Yapıldığında fark edilmiyor, yapılmadığında hemen göze batıyor. Bu yüzden de insan beyninde “ödül” hanesine yazılmıyor. Oysa biz insanoğlu, ilerlemeyi somut bir şekilde görmeye bayılıyoruz. İşte bu yüzden temizlik malzemeleriyle kuramadığımız bağı, biriktirdiğimiz nesnelerle kuruyoruz.

Koleksiyon Bizim İşimiz

Bu noktada şu karşılaştırmadan bahsetmeden geçmek doğru olmaz: İnsanlar Lego koleksiyonu yapar ama süpürge koleksiyonu yapmaz. Çünkü Lego’da ilerleme vardır; parçalar birleşir, elle tutulur, en sonda kitaplığa konulabilir bir ürün ortaya çıkar. Süpürgede ise genelde “iş bitti” hissi vardır. Piyasaya baktığımızda torbalı, torbasız, robot, dik duran, buharlı süpürgeler ve halı yıkama makineleri derken inanılmaz bir çeşitlilik görüyoruz (Evinde süpürge koleksiyonu olanlar bilir). Demek ki sorun araçta değil; araçla kurulan ilişkide. Bu ilişkiyi dönüştüren şey ise çoğu zaman oyunun kendisi.

Nitekim ebeveynlik platformları oyun ve iş yaptırma arasındaki ilişkiyi çok iyi çözüyor. Çocuklara ev işi öğretmenin yolu istisnasız oyundan geçiyor. “En hızlı kim toplar?”, “Süre tuttum, bakalım kim kazanacak?”, “Temizlik yaparken sakladığım oyuncağı bul” gibi uygulamalar aslında klasik scavenger hunt oyunlarının ev içi versiyonları. Çünkü “odanı topla” bir komuttur; ama “hazineyi bul” bir davettir. Oyunlar bu dönüşümü sağlayabiliyor.

Şıp Şıp Şıp….

Buraya kadar temizlikle kurduğumuz ilişkiye zorunluluk üzerinden yaklaştık ama işin içinde eğlence de yok değil. Hafızamızda bu işlere eşlik eden eğlenceli anılar da var. Halı yıkarken suyla oynamak, deterjan köpürtmek, çıpp çıpp sesleri… Hatırladığımız şey işin kendisi değil, ona eşlik eden neşe. Bu neşe, bugün artık hafızalarımızdan çıkıp ekranlarımızda da yankı buluyor.

TikTok’taki CleanTok akımı, insanların temizlik yapmayı olmasa da temizlik yapan insanları izlemeyi sevdiğini gösteriyor. Düzgün açılarla çekilmiş bir video, hepimizin içini rahatlatan bir “öncesi – sonrası” görüntüsü, ritmik hareketlerle odanın adım adım mis gibi olması… Bunların hepsi temizliği nümayiş olarak sunuyor. Başka bir deyişle temizlik, içerik üretiminin ve tabii ki tüketiminin bir parçasına dönüşüyor.

Markalar da bunu fark etmiş durumda. Meşhur bir süpürge markası artırılmış gerçeklik aracı ile süpürdüğünüz alanları görsel olarak işaretliyor, size “Bak, burası temiz” diyor. Bu teknik özellik biraz da psikolojik bir ödül mekanizması. “Bak, başardın” demek. Yani temizlik sürecine eksik olan ödül hissini eklemek.

Sonuçta mesele çok basit: Ev işleri oyuna dönüştüğünde işe yarıyor. Çünkü oyun, emeği görünür kılıyor; ilerlemeyi hissettiriyor; tamamlanmışlık duygusunu güçlendiriyor. Arkadaşımın annesinin sakladığı kömür bugün robot süpürgenin içinde, bir uygulamanın “to do list”inde, TikTok’ta izlediğimiz bir videoda karşımıza çıkıyor. Mantık hiç değişmiyor: Kömürü bulan kazanıyor.

Kaynakça

https://www.europeancleaningjournal.com/magazine/articles/latest-news/augmented-reality-the-next-big-thing-in-cleaning
https://www.trendhunter.com/trends/ar-apps

Görseller Gemini ile oluşturulmuştur.

Gamfed Türkiye  İrem Damla Şimşek‘ in katkılarıyla yazılmıştır.

Türkiye'de oyunlaştırma alanında uzmanlaşan eğitimci yazar. Gamfed Türkiye temsilcisi,10 yılı aşkın süredir oyunlaştırmanın ilk kavramsallaştığı dönemden bu yana 100'lerce oyunlaştırma projesinde danışmanlık yapmış,binlerce kişiye seminer ve eğitim vermiş. Bahçeşehir Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmış. Yaşadığı Fethiye bölgesinde ücretsiz Lidea isimli girişimcilik programını yönetiyor.

Yorum gönder

You May Have Missed