The Duolingo Handbook- Yeşil Baykuş Duo’dan El Kitabı (Gamfed Türkiye Çevirisi)
https://blog.duolingo.com/handbook
Dünyada eğitimin geleceğinin ön denemeleri olarak adlandırılan ve “eğitimde oyunlaştırma-gamify education” aslında jenerik uygulaması haline gelen “Duolingo” 10.yılına giriyor. Bu dönemde 10 yıl boyunca oyunlaştırma da dahil bir çok farklı alanda kurumsal olarak öğrendiklerini bir “Duolingo Handbook-Duolingo El Kitabı” olarak yayınladı. Gamfed Türkiye Gönüllüleri olarak bu 5 bölümden oluşan kitapçığı türkçemize kazandırmaktan gurur duyuyoruz. Gamification yani oyunlaştırmayı anlatırken sıkıştığımızda “hani Duolingo var ya onun yaptığı şey” dememize imkan verdiği için çok şanslıyız. İyiki Duo, İyiki Oyun Daha nice onyıllara!

Duolingo’nunki gibi bir kültür, herhangi bir kurumsal el kitabından doğmaz — sıfırdan inşa edilmesi gerekir.
Biz, Pittsburgh’daki bir spor barının üst katında, dünyanın en iyi eğitimini herkes için erişilebilir hale getirme hayaliyle yola çıkan birkaç düzine “inek” ile başladık.
Bugün yaklaşık 16 milyar dolar değerinde, 800’den fazla çalışanı olan bir şirketiz. Ama bizi özel kılan şeyleri korumayı başardık: gerçekten sıra dışı bir kültür, bitmek bilmeyen deneyler, uzun vadeli düşünmeye duyduğumuz takıntı ve hafif çılgın mizah anlayışımız.
14 yıl boyunca neyin işe yaradığını (ve neyin yaramadığını) çözdükten sonra, tüm bunları yazıya dökmeye karar verdik. Duolingo Handbook, kazançların, hataların ve yol boyunca yaşanan pek çok sürprizin hikâyeleri üzerinden temel prensiplerimizi anlatıyor. Bu bir kullanım kılavuzu değil — teknoloji dünyasında benzersiz bir şey inşa etmemize yardımcı olan kültürün içine bir bakış.
Duo El kitabımızda neler var?
Bu kitabın merkezinde 5 temel ilke yer alıyor. Bunlar ulaşılması hedeflenen idealler değil — deneyimle öğrendiğimiz dersler.
Uzun Vadeli Düşün: Kısa vadede faydalı ama uzun vadede Duolingo’ya zarar veriyorsa, doğru değildir.
Çıtayı Yükselt: Dünyanın nasıl öğrendiğini değiştirmek istiyorsak, dünya standartlarında işler yapmalıyız.
Yayınla (Harekete Geç)!: İyi bir fikrin gerçeğe dönüşmesi için deneyleri aciliyet duygusuyla ilerletmemiz gerekir. Hadi, hemen başla!
Anlatma, Göster: Açık, net ve veriye dayanan; gerçek etkiyi ortaya koyan bir iletişim kullanırız.
Eğlenceli Hale Getir: Yaptığımız her şeye mizah, neşe ve hayal gücü katarız.
Ayrıca, bir şeyler inşa etmeye yönelik basit yaklaşımımız olan “Green Machine” modelini de anlatıyoruz: harika insanları bir araya getir, denemelerine izin ver ve işe yarayan şeylere daha fazla yatırım yap.

Daha fazlasını mı merak ediyorsun?
Duolingo Handbook; kendi işinde veya ekibinde kullanabileceğin içgörüler, hikâyeler ve prensiplerle dolu. İster bir kurucu, ister yaratıcı bir profesyonel, ister geleceğin CEO’su ol — ya da sadece şirketlerin nasıl çalıştığını merak eden biri — bu el kitabı senin için.
Gamfed Türkiye Gönüllüleri Gizem Budan,Aida Mndou,Gülizar Kısa, Ömer Faruk Çalışkan, Esra Aydıntaş,Ceren Cömert katkılarıyla çevrilmiş ve yayınlanmıştır.
UZUN VADEYE ODAKLAN
Eğer kısa zamanda yardım etsede uzun vadede Duolingo’ya zarar veriyorsa doğru bir yol değildir.
Duolingo asla acele iş değildi. Hızlı bir deneme yada haftasonu ek işi değildi.
Başından beri dünyadaki en iyi eğitim uygulamasının yapımının onlarca yıl alabileceğini ve bunun sabır gerektireceğinin bilinçindeydik. Ama uzun vadeye sabretmek zor.
Reklamı ele alalım. Yarın uygulamada reklam göstererek daha çok hasılat edinebilirdik. Ama çok fazlası kullanıcıları sinir edip uzun vadede büyümemizi kısıtlayarak en iyi eğitimi evrensel kılmamızın önüne geçebilirdi.
Bu bir fedakarlık. Ama üst üste biz uzun vadeyi ele aldık. Almalıydık, hedeflerimiz başka türlü düşünmek için çok büyüktü.
Luisten not – Birçok şirketin bir haftada “Viral” olduğunun hikayelerini duyarsınız. Ancak büyüyen ürünler büyük kalır. Sabırlıdır ve kısa vadeli işler değillerdir.
Başlangıç:
Her şirket böyle çalışamaz. Bizim böyle çalışıp uzun vadeye odaklanmamıza imkan sağlayan erken avantajlarımız vardı. Birisi , Luis’in ilk şirketi reCAPTCHA’yı 2009’da çoktan satmış olmasıydı. Kendisininde dediği gibi “Bu bana görevimizi ön planda tutmak için Esneklik ve perspektif sağladı”.
Böylece çocuklarımızın ve torunlarımızın bile kullanacağı, çığır açan bir eğitim aracı yapmak için kolları sıvadık. Vizyonumuzun berraklığı ile ilk yatırımcılarımızın güveni bize Duolingonun ne olacağını belirlemede esneme payı verdi. Aynı derecede önemli olan, hedefimiz için bizim kadar çıldırmış kişileri işe aldık. O zamanlar, çoğusu maaşlarını büyük teknoloji şirketlerinde çalışarak iki katına çıkarabilirdi. Ama onlar buraya hızlı para kazanmak için değil , gezegendeki en iyi öğrenme aracını yapmak için gelmişlerdi.
Aptalca şeyler yapma
Kısa vadeli kazançların çekiciliği güçlü olabilir. İlk zamanlarda basit bi sloganımız vardı “Aptalca şeyler yapma”. Tekrar bakıyorum da , bu “Uzun vadeye odaklan” ın ilk versiyonuydu. Eğer bir şansımız olsun istiyor duysak, kısa vadeli ama ilerde zarar verici çözümlerden ve yöntemlerden uzak durmalıydık.
Teknoloji ile kumar oynamak
Uzun vadeli düşünmek sadece nelerden kaçınacağın değil neleri özümseyeciğinle alakalı. Biz teknoloji pozitivistleriyiz. En başından beri, Teknolojinin en gözü pek fikirlerimizi gerçekleştirecek kadar ilerleyeceğine inandık. Ve bunun üzerine kumar oynamak bizim çalışmamız için elzem. Örnek olarak, insan sesleri kaydetmektense erken yazıdan ses sistemlerine yatırım yaptık.Her ne kadar sesler robotik gibi gelsede, zamanla teknolojinin ilerleyeceğini biliyorduk.
Uzun vadeli İşe Alma
İşe alma kararları verdiğimiz en önemli kararlardır. Bu nedenle doğru kişiyi seçmek için vakit ayrırız, beklemek zorunda kalsak bile. Her yeni çalışan bizim çıtamıza ulaşmalıdır. Bu kişi sıradışı mı ? Ellerini kirletmeyi göze alıyor mu? Anlaşılır bir iletişimi var mı ? Şirket için iyi olanı mı yoksa kendi çıkarı için iyi olanı mı gözetiyor?
Biz işe alım sürecinde bir gediği gidermek için standartlarımızdan taviz vermeyiz. Özellikle bu takım oyuncusu olmaya gelince. Duolingo ‘da dediğimiz gibi “ Bi boş olsun ama budala olmasın”
İyi olan şu ki, doğru kişileri işe aldığınızda kalmaya yatkın olurlar. Ve tecrübemiz de bunu destekliyor: ortalama da , Duolar diğer teknoloji şirketlerine kıyasla burda daha uzun kalıyorlar. Çoğu bizimle çalışmaya başlayan yeni mezun olağanüstü çalışanımız becerilerini burda geliştirip yeni mücadelelere göğüs gerdiler. Tecrübeniz ne olursa olsun biz sizi burda uzun vadede istiyoruz.
Severinden Not – Teknolojide birçok paralı asker vardır görevi umursamayıp becerilerini en yüksek fiyattan satan. Onlar Duolingo’da bulunmazlar.
Sonsuz bir ürün Yapmak
Duolingo Uygulaması kısa vadede merak uyandıran uzun vade ise dönüştürücü olacak şekilde tasarlandı. Yıllarca, öğrencilerimizin hayatlarının kalıcı bir parçası haline gelsin diye biz zevkli ve kullanışlı bir ürün yapmaya odaklandık.
Öğrenmek, özellikle de dil öğrenmek uzun süre boyunca düzenli bir talim gerektirmekte. Bu nedenle elde tutmayı önemsiyoruz. Ve Seri özelliğini mükemmelleştirmek için yıllarımızı harcadık.Ne kadar öğrencilerimizi uzun vade de bağlı kılarsak o kadar Duolingodan değer alacaklardır.
Ayrıca daha iyi öğretmeye de yatırım yapıyoruz. Her ne kadar bu direk ciro sağlamasa da, biliyoruz ki eğer bir ürün vaadini yerine getiremezse kullanıcılar kullanmayı bırakacaklardır.
Bozena Pajak’tan not – Duolingoyu kullanmak dondurma tatlı brokoli yemek gibi. Zevk alırsın ve değerini de alırsın.
Bildirimler
Her gün, Duolingo öğrencilerine milyonlarca mesaj yolluyor.Bu bildirimler kısa vadeli hedefler ile uzun vadeli düşünce arasında bir tansiyonu göz önüne getiriyor.
Daha fazla bildirim kısa vadede daha çok Günlük Aktif Kullanıcı(GAK-DAUs*)a yol açıyor.Ancak, bombardımana uğramış hissedenler pek takılmıyor veya bildirimleri eninde sonunda kapatıyor ya da uygulamayı tamamen terk ediyor. İşte bu yüzden bildirimlerimize sıkı limitler koyuyoruz, kısa vadeli istatistikler ne derse desin.Kullanıcıların güveni ani getirilerden daha önemli.
GAK– İngilizce adıyla DAU, günlük aktif olarak İOS, Android ve web sitesinden Duolingoyu kullananları kapsayan bir sayıdır. Girişimlerde ve şirketlerde kullanımı yaygındır.
Çekicilik
Duolingo her zaman bugün ki gibi görünmüyordu. Yıllarca, açık bir gri arkaplan , soluk renk butonlar ve robotumsu bir Duo. Ama 2018 de , bazı tasarımcılarımız ve çizerlerimiz çocuklar için konsept üzerinde çalışmaya başladılar. Daha açık renkler, yuvarlark köşeler , daha tatlı ve arkadaş canlısı Duo. Yeni tasarım öğrenme hissiyatını daha çok oyuna yaklaştırdı. Tıpkı ana uygulamamız için istediğimiz oyunbaz deneyim idi. Her ne kadar , kısa vadede istatistiklerinizi çoşturmasa da sıçramayı yapıp bu yeni tasarım dilini uyguladık ve de bütün Duolingoda adına Çekici dedik.
Bu yeni tasarım sadece estetikten ibaret değildi. Aynı zamanda geleceğe bir yatırım dı da. Her ne kadar riskli ve kaynak yorsada , markamızı çevreleyen eğlenceli dünyanın temellerini attı;dokunaklı karakterler, enfes animasyonlar, ve oyun gibi hissettiren eğitim deneyimleri . Uzun vadeye bakarak, biz yıllar boyu ürünümüz ile ölçeklenebilecek bir tasarımı ortaya koyduk.
Yetkinlik Standardı Belirlemek
Birisinin İngilizce bilgisi sorulduğunda biz onların “Benim Duolingo skorum 70.” demelerini istiyoruz. Duolingo Skoru kullanıcıların öğrendikleri dildeki yeterliliklerinin tahminidir ve Duolingo İngilizce Testi (DİT – DET) üniversite sınavı gibi ciddi sınavlarda kullanılabilir. Birlikte, dil yetkinliği için iki aşamalı bir standart ölçüm olabilir. Uygulama içine skor koymak bizi milyonların görmesiyle hacim kazandırıyor. Bunu DİT ile sertifikalaştırmak ise güvenirlik sağlıyor ki bu skor sizi dünyada ki en prestijli üniversitelere bile kabul ettirebilir.
Tabi ki , yetkinlik standardı haline gelmek kolay değil ki on yıllar bile sürebilir ama bu Duolingo skoru ve DİT uzun vade almanın bir göstergesi.
Geleceği Şekillendirmek
Mühendislikte, uzun vadeyi göze almak biraz farklı bir yaklaşım gerektirir. Yıllarca sistemlerimizi geliştireceğimizin farkındaydık. Bundan ötürü, sonsuz sistemler kurmayız. Biz bunun yerine fikirleri test edip sadece başarılı olanlara mühendislik kaynaklarımızı aktardık. Eğer bir şeyler çalışmazsa hızlıca başkasına geçip kod temelini temiz ve minimize tutarız.
Video Arama güzel örnek. Biz kullanıcılar ilgi göstermeye başladıktan sonra ölçekleme ve dengelemeye uzun vade de yatırımını yaptık.Başka bir örnekse bildirimler. Bildirimleri yıllarca test ediyor olacağımızı fark ettiğimizde Ürün Yöneticilerininin Mühendis desteği olmadan kullanabileceği özel aletler geliştirdik.
Bu uzun vade yi korurken hıza dayalı dengemiz bizim başarımıza rehber oldu.
Şirketleşmek
Yıllarca, Duolingo para kazanmadı. Biz büyümeye ve öğrencilerimizi etkileşimde tutmaya odaklanmıştık. Ayrıca, Duolingoyu parasallaştırmak bizi görevimizden uzaklaştırabilirdi.
Bu görüşümüz 2015’ te ki D Serisi Fonlama dan sonra değişmeye başladı. Gelir sağlayacak modelleri taramaya başladık; uygulama içi satın alma (UİSA – IAPs*), reklam ve abonelik ama bir şartla: Görevimizin önüne geçmeyecekti. Öğrenmeyi bir ödeme duvarının arkasına koymayacaktık.
Parasallaştırma Mekanizması
Uygulama içi satın almalarla başladık, ama Seri Dondurucu’ dan başka alacak birşey yoktu. Reklamlar ise kısıtlıydı. Fark ettik ki her ders sonrası kullanıcı tutulmasını etkilemeden 1 reklam verebilirdik sonrası kullanıcıları uzaklaştırırdı.
Artık Freemium aboneliği getirmenin şirketin ölçeklenmesi için en iyi fırsat olduğu açıktı. Zor kısmı ödeme yapamayanlar için mükemmel bir ürün sunmaktı. Abonelik sisteminde karar kılıp reklamları iptal edip öğrencilere sonsuz kalpler verdik. İkiside uygulamadaki uyuşmazlığı kaldırdı. Yıllar içerisinde , bu modelle oynamaya devam ettik, ama ana dinamiğimiz aynıydı. Abonelik görevimizi devam ettirmek için kaynak sağlarken ücretsiz sürüm görevimizi gerçekleştiriyordu.
Çoğu yatırımcı ve Duolingo ‘ daki çoğumuz bu kadar iyi bir ürünü ücretsiz sağlamanın öğrencilere az teşvik veriyor olabileceğini merak ediyordu. Gelir ve Erişilebilirlik arasında her zaman bir çekişme olacaktır. Ancak, zamanla parasallaşmaya yaklaşımımız gösterdi ki dengeyi tutturabiliyoruz, hem uzun vadeli sadakat, hemde büyük bir şirketi inşayı.
Yüz yıllık Marka
Düzenli büyüme ve akılı bir reklam ile Duolingoyu bir hane adı haline getirdik. Hatta uygulamamızı hiç kullanmamış kişiler bile maskotumuz zevkli ve bazen çılgın Duo ‘muza aşikar. Duo’nun yolculuğuna çok uğraştık ve bununla birlikte olan karakterler ve içinde bulundukları dünyaya da. Bu azmimiz hakkında çok şey söylüyor. Biz sadece insanların Fransızcada iyi olması için uğraşmıyoruz. Biz bir marka ve bir dizi karakter ile insanların hayatlarının parçası haline gelmek, herkesi günlük öğrenen kişiler yapmak istiyoruz.
Karakterlerimiz Kıymetli
Karakterlerimiz öğrenmeyi eğlenceli hale getiriyor.Basit geometrik şekillerle birlikte her birinin kendi kişiliği ve hikayeleri olacak şekilde yapıldı. Hep birlikte, öğrencilerimizin farklılıklarını yansıtıp , uygulamaya mizah da katıyorlar.
Ancak bu karakterler geleneksel eğitim karakterlerinden çok Nintendo karakterleri gibidirler ve stratejik özelliklere hizmet ederler. Bu Fikri Mülk(IP) bu AI çağında bizim için hendek görevi görüyor. Bu duygusal bağlılık, uygulamızın akılda kalıcılığına destek oluyor. Biri bütün uygulamayı kopyalasa bile karakterlerimiz için uygulamamıza geri geleceklerdir.
Reklama Yatırım
Duolingo olarak insanların sevdiği ve hakkında konuşmaya doyamadığı bir ürün geliştirerek büyüdük. Ve başka aletleri organik büyümeyi destekleyecek şekilde kullanmayı da öğrendik performans bazlı marketleme gibi. Yaptığımız reklamlar ağızdan ağıza reklamı destekliyor yerine geçmiyor. Ki bu sayede bütçemize de sadık kalıyoruz. Bu sayede göze çarpan kampanyalar ve etkileşimci anlara yatırım yapmamıza imkan sağlıyor.
Pazarlama takımımız yüksek etkili içerikleri düşük bütçe ile hazırlamada kabiliyetli. Onlar sayesinde, Barbie gösteriminde Duo kırmızı halıda yürüdü , sahte bir çıkma şovunu Peacock üzerinde sundu ve uluslararası bir yıldız konumuna yükseldi. Böyle anlar patavatsız enerjisi ve oyuncu yanıyla markamızı yansıtıyor ve organik büyüme ve pazarlama arasındaki dengenin nasıl kayda değer etki yaratabileceğini gösteriyor.
Yol:
Orjinalde öğrenciler bir beceri ağacından yapacaklarını seçiyordu. Her beceri kelimelerin manalarıyla başlayıp zor konulara doğru ilerlerken sadece ilk seviyeyi yapmaları diğer şeyleri yapmalarına izin veriyodu. Bu öğrencilere esneklik sağlasada konular ağırlaşınca tam oturmamamış konular öğrencileri hüsrana uğratıyordu.
2022 de bir atlama yapıp beceri ağacını yol ile değiştirdik. Bu daha düz yol öğrencilerin her seviyeyi sırayla bitirmesini bu sayede sağlam temeller atmalarını garantiye alıyor. Yol, mühendislik ve tasarım olarak da çok yüklü işti. Öğrencilerin rutinlerinde olacak bir değişime karşı çıkacaklarını bekliyorduk. Hatta cekirdek veriler parasallaşma ve GAK(DAU) gibi, ani bir gelişim göstermesede doğru bir karardı. Gerçek öğrenmeyi ustalaşmayi önceliklendirip. Hızlıca dersleri atlayip seriyi kolaydan devam ettirmeyi engellemis oldu. Dahası, bizim öğrencilerin durumları hakkında bilgi almamızı daha keskin bir hale getirmiş oldu.
Bazen uzun vade ,zararlı gözüken cüretkar kararları almaktır.
Yolu budur.Temelden insanların Duolingo ile nasıl öğrendiklerini değiştirmiş ve başarımızda önemli etkisi olmuştur.
Kural 2
Standartları Yükselt!
Dünyanın nasıl öğrendiğini değiştirmek için, dünya çapında işler yapmak gerek.
Mükemmellik ulaşılamaz bir hedef değildir —bizim başlangıç noktamızdır.

Burada beklentimiz, yeteneklerimizi ve fikirlerimizi sürekli olarak belirlediğimiz standartlara ulaştırmak ve daha sonra o standardı da aşarak kariyerlerimizin en iyi işlerini yapmamız.
Yine de insanız ve hatalar yapacağız. Böyle durumlarda suçlu aramak yerine, sorunun kökenine iner ve ne olduğunu anlamaya çalışırız. İşte bu şekilde çıtayı sürekli yükseltiriz—mükemmel olarak değil, her gün biraz daha iyi olarak.
Mükemmelliğe kolay ulaşılmaz ama zaten kolay olanı hedefleseydik bu yola çıkmazdık. – Jack Morgan
Mükemmellik Kültürü
Kalite standartlarımız en baştan en yüksek seviyede belirlendi. Luis, Severin ve ilk ekip, neredeyse anlamsız ölçüde detaylara takılan bir yaklaşıma sahipti. (Luis, hâlâ uygulamada bulduğu her hatayı rapor eden ender CEO’lardan biridir.) Ancak artık bu sadece liderlik veya bireysel çaba meselesi değil. Şirket büyüdükçe, mükemmelliğin açık standartlarını belirlemek ve bunları organizasyon genelinde ölçeklendirmek için birlikte çalıştık.
Sahiplenme Kültürü
Yüksek standartları sürdürmenin en önemli yollarından biri, görev sahipliğini net bir şekilde belirlemektir. Bu, bir kişi veya ekibe belirli bir görevin verilmesi, net bir sorumluluk tanımı yapılması ve “Bu işten sen sorumlusun” denmesidir. Defalarca gördük ki, yalnızca sahiplenilen işler mükemmel hale gelir.
Şirket büyüdükçe, görevlerin sahiplerinin belirsiz oluşu büyük bir zorluk olabilir. Bir görev dört farklı departmanı ve yedi ekibi kapsayabilir ve kimin hangi kısmından sorumlu olduğu net olmayabilir. Sahipliği tanımlamanın zor veya neredeyse imkânsız olduğu projeler her zaman olacaktır. Ancak şirket için en önemli olan projelerin mutlaka bir sahibi olmalıdır.
İşte Karşı Katı, İnsana Karşı Nazik
Şirket kültürümüz sıcak ve samimi olmasıyla ünlüdür. Ve bu harika! Ancak sıcak ve dostça bir ortam, zor konuşmaları yapmayı zorlaştırabilir. Tasarım ve ürün hakkında geri bildirim verirken her zaman açık sözlü olduk, ancak diğer alanlarda da daha açık ve dürüst olmayı istiyoruz.
Buradaki Standart: “İşte Sıkı, İnsana Karşı Esnek”. Bu, ilişkileri zedelemeden fikirleri geliştiren yapıcı ve açık geri bildirimler vermek anlamına gelir. (Kişiye değil, konuya odaklanılır.) Aynı zamanda geri bildirime açık olmayı ve bunu kişisel algılamamayı da içerir. Bu samimi ve yapıcı yaklaşım, güven ve iş birliğini güçlendirirken birbirimizi yüksek standartlara ulaşmaya teşvik eder.
Ürününü İçselleştirme
Mükemmelliği sürdürmenin bir diğer önemli yolu, uygulamayı her gün kullanmak. Bu sayede ürünü bizler de sevip uygulamayı kullanırken hataları tespit edip hızlıca düzeltebiliyoruz. Bu süreci daha verimli hale getirmek için şirket içindeki herkesin cihazını sallayarak anında ekran görüntüsü alıp bir problemi rapor edebildiği “Sallayarak Hata Bildir” adında basit bir araç geliştirdik. Yıllar içinde bu araç, uygulamada mükemmelliği sağlamayı ortak bir sorumluluğa dönüştürerek gelişim sürecimizin vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
Peki, “özellik” tam olarak nedir?
Duolingo’da özellik (feature), uygulamanın içinde öğrenenler için belirli bir işlevi yerine getiren herhangi bir bileşendir. Örneğin, Seri (Streak) bir özelliktir; DuoRadio da öyle.
Ancak, uygulamanın bazı bölümleri bu tanımı almaz. Örneğin, tek bir ekran—dersi tamamladıktan sonra gördüğünüz oturum bitiş kartı gibi—özellik olarak kabul edilmez.
Standardı Belirlemek
Peki, bu mükemmellik standardı tam olarak nerede ve bu standardı yakaladığımızdan nasıl emin oluruz? Şirketin birkaç farklı alanında bunun nasıl göründüğüne bir göz atalım.
Ürün ve Tasarım için Standart
Ürün ve tasarımda, bizi yönlendiren dört ana unsur vardır:
- Faydalı: Kullanıcıların yaptığımız her şeyden fayda sağlaması gerekir. Aksi takdirde, uygulamaya daha çok karmaşıklık eklemiş olur ve öğrencilerin hedeflerine odaklanmalarını engellemiş oluruz.
- Kolayca Anlaşılabilir: Kullanıcılar uygulamayı nasıl kullanacaklarına değil, öğrenmeye odaklanmalıdır. Her özellik, herkesin kolayca kullanabileceği şekilde olmalıdır—75 yaşında Hindistan’da Android kullanan biri de, 16 yaşında New York’ta iPhone kullanan biri de uygulamayı aynı şekilde kullanabilmelidir. Bir özellik veya ekran ekstra açıklama gerektiriyorsa, bu doğru olmaz.
- Keyifli: Her yeni özellik, biraz eğlence ve keyif içermelidir. Bir özelliğin ilk sürümünde en karmaşık animasyonlara ihtiyaç olmayabilir, ancak kullanıcıların sevdiği bir parça sihirli dokunuş her zaman olmalıdır.
- Parlak (Cilalı): Bu, bir özelliği tamamlanmış hissettiren şeydir. Sıkı bir görsel tasarım, harika bir metin ve sorunsuz etkileşimler başlangıç noktasıdır. Hiçbir şey karmaşık veya tutarsız hissettirmemelidir. Örneğin, hem “Geri” düğmesi hem de “X” düğmesi aynı işlevi görüyorsa, bu doğru değildir.
İşe Alımda Standardımız
Ekibimiz, yaptığımız her şey için standartlar belirler. İşe alım süreci için de bu böyledir.
Bu yüzden, yalnızca yetenekleriyle değil, karakterleriyle de öne çıkan olağanüstü insanları ekibimize katmakta ısrarcıyız. Bu, sınıfının en iyisi olan biri ya da ailesinde üniversite mezunu olan ilk kişi olabilir—ama aynı zamanda gerçekten nazik biri de olmalıdır. Bu standardı korumak için, hâlâ her yeni işe alımı Luis ve Severin onaylar.
İşe alım sürecinde standartlarımızdan asla taviz vermiyoruz. Örneğin, bir pozisyonu bir yıldan uzun süredir doldurmaya çalışmamıza rağmen, kıdemli bir yöneticiyi işe almamayı tercih ettik çünkü nazik biri değildi. Mülakatları başarıyla geçmişti ve etkileyici bir özgeçmişe sahipti, ancak havaalanından kendisini alan şoföre saygısızca davranmıştı. İşte o tek an, bize her şeyi anlatmaya yetti. Mükemmellik sadece ne yaptığınızla ilgili değildir—başkalarına nasıl davrandığınızla da ilgilidir.
“Standartları yükselttiğimizde”, her yıl kalite için yeni bir ölçüt oluşur. – Molly Brean
V1’ler MVP Değildir
Teknoloji dünyasında, tamamlanmamış özellikleri kullanıma sunma fikri, yani Minimum Viable Product (MVP) kavramı oldukça yaygındır. Ancak MVP’ler belirli beklentiler ve sınırlamalarla birlikte gelir.
Duolingo’da biz MVP yapmayız, V1 (Version 1) yaparız.
Bu ayrım oldukça önemlidir: MVP’ler genellikle daha düşük bir kalite standardına sahiptir ve vasat bir piyasaya sürmek için bir bahane olarak kullanılabilir. V1’ler ise özenle hazırlanan sürümlerdir. Bu sürümler gösterişli özelliklere sahip olmayabilirler, ancak belirlediğimiz kalite standardını karşılarlar. Bazen bu süreç ürünü ortaya koyma açısından biraz fazla zaman alıcı olabilir ancak tam olarak pişmemiş fikirleri kullanıcılarımızın deneyimine sunarak onların uygulamadaki deneyimlerinden taviz vermeyi kabul etmiyoruz.
Kural 3
Hayata Geçir!

İyi bir fikrin gerçeğe dönüşmesi için aciliyet duygusuyla hareket etmek gerekir. Yani Hadi, Hadi, Hadi!
Duolingo ilk başladığında, hepimiz tek bir odada oturuyorduk.
Ne resmi Ürün İncelemelerine (Product Reviews), ne hedef ve sonuçlara (OKR’lere) ne de bugün sahip olduğumuz yapıların herhangi birine sahiptik. Bize yol gösterecek bir kılavuz yoktu, çünkü bizim yapmaya çalıştığımızı yapan başka hiçbir uygulama yoktu. İyi ya da kötü, her şeyi yolda şekillendiriyorduk.
Ama aynı zamanda inanılmaz hızlıydık. Deneme hızımız, neyin işe yaradığını hızla anlamamıza ve işe yaramayanlardan anında kurtulmamıza olanak sağladı. Bu yaklaşım, ürün geliştirmeden işe alıma, mühendislikten tüm iş modelimize kadar her alanda geçerliydi. Işık hızında test ediyor ve öğreniyorduk.
Aciliyetle hareket etmek, neyin önemli olduğunu seçmek ve onu inanılmaz bir odak ile takip etmek anlamına gelir. – Luis
Bugün bile hala böyle. Her hafta iOS ve Android uygulamalarımızın yeni sürümlerini yayımlıyoruz. Ve şirket genelinde her an yüzlerce deney yapıyoruz. Duolingo bu ilke olmadan ilerleyemez. “Ship It” (Hayata Geçir!) bizi rakiplerimizin önünde tutuyor; “Ship It” Duolingo’yu çalışmak için eğlenceli bir yer haline getiriyor; “Ship It” ürünümüzün durmadan gelişmesini sağlıyor.
Hadi, Hadi, Hadi!
Duolingo, binlerce denemenin toplamıdır. Deneyleri ne kadar hızlı yapabilirsek —başarılı olup olmadığı fark etmez—uygulamayı o kadar hızlı geliştirebilir ve misyonumuzu ilerletebiliriz. Zamanla, bu değişikliklerin her biri birbirine eklenerek büyüyen bir döngü yaratır.
Hızlı bir şekilde piyasa sürmek ayrıca, ne yapmamız gerektiği konusunda uzun tartışmalar ve tahminlerden kaçınmamızı sağlar. Çünkü gerçek dünyada yapılan testler, bize herhangi bir iç tartışmadan daha iyi dönüt sağlar. Bu yüzden bu geri bildirim döngülerini başlatmak ve gerçek verilerin işimizi yönlendirmesine izin vermek için hızlı hareket ederiz.
Saat Hızı
“Clock speed” (Saat hızı), çalışma şeklimizi yönlendiren bir düşünce tarzıdır. Kavram, saat hızının bir sistemin talimatları ne kadar hızlı işleyebileceğini ölçen mikroişlemci teknolojisinden gelir; Bu terimi, eylemler arasındaki boşlukları en aza indirmek için kullanıyoruz: bir kararın alınması ve uygulanması arasındaki süreyi azaltmak için ya da geri bildirim verilmesi ve değişikliklerin yapılması arasındaki süreyi en düşük seviyeye indirmek için.
? Deneyler: Deneyler, neyin işe yarayıp neyin yaramadığını görmek için yapılan testlerdir. A/B testleri, aynı anda iki veya daha fazla seçeneği birbirine karşı yarıştırdığımız özel bir deney türüdür.
Saat hızını artırmak, bize boşta kalma sürelerini azaltmada ve en önemli projelerin gerçekten tamamlanmasında yardımcı olur. Bir projenin bir sonraki revizyonunu görmek için asla bir ay beklememeliyiz. Bu boşlukları ne kadar çok kapatabilirsek, o kadar hızlı piyasaya sürer ve o kadar hızlı öğrenip gelişiriz. Bunun acele etmekle ilgisi yok—bu, zincirdeki bir kopmanın bizi yavaşlatmasına asla izin vermemekle alakalıdır.
Acımasız Önceliklendirme
Hızlı hareket etmek ve saat hızını artırmak istesek de, her zaman doğru şey üzerinde çalıştığımızdan emin olmamız gerekiyor. Duolingo’da, önceliklendirme bazen “acımasız” olarak tanımlanır: Şirket olarak neye odaklanacağımıza dair kararlar, öğrenenlere en büyük etkiyi yapacak olanlar doğrultusunda alınır.
Neyi önceliklendireceğimize karar vermek, net bir şekilde tanımlanmış hedeflerle başlar. Her girişim için sorarız: Bu, misyonumuza nasıl katkı sağlıyor? Hangi ölçülebilir sonuçları doğuracak? Ve eğer bir şey anlamlı bir şekilde fark yaratmıyorsa, ne kadar çaba harcanmış olursa olsun iptal edilir. Büyük bir başarı, dağılmış birkaç küçük çabadan her zaman daha ağır basar.
? PR: Ürün İncelemesi. Uygulamadaki her değişikliğe onay verdiğimiz toplantıdır. Ürün Organizasyonu tarafından yönetilir, ancak herkes katılabilir!
Bir şeyi piyasaya sürüp sürmeyeceğimize karar verirken, her zaman şunu sorarız “Şimdi değilse ne zaman? – Rachel Williams
Bu düşünce yapısı ürünümüze de yansır. Değer sağlamayan özellikleri çıkarır, gereksiz karmaşıklığı ortadan kaldırır ve misyonumuza odaklanmaya devam ederiz. İşe yaramayanlardan kurtulmak, bazen yeni bir şey yaratmak kadar güçlüdür.
Yapılanmayı Yayınlamak (Shipping the Org)
! Ekipler büyüyüp daha da uzmanlaştıkça, ürünümüzün öğrenenlere kesintisiz bir deneyim sunmak yerine organizasyon yapımızı yansıtması riski ortaya çıkar. Bu duruma “shipping the org” denir. Örneğin, uygulamadaki sekmeler—Liderlik Tabloları ve Profil gibi—her birinin kendine özgü hedefleri olan farklı ekipler tarafından yönetiliyor. Zamanla bu durum, ekiplerin tasarımlarında tutarsızlıklara yol açtı. Bunu önlemek için, uygulamanın her yönüyle uyumlu bir deneyim sunmasını her zaman göz önünde bulundurmamız gerekir.
Deneme Kültürü
“Ship It” sadece hızla alakalı değildir; aynı zamanda öğrenmek ve gelişmek için mümkün olduğunca çok fırsat yaratmakla ilgilidir. Biz denemeyi, çılgınca şeyler yapmayı ve hatta bazen başarısız olmayı severiz. Ancak her deney bizi işe yarayanı görmeye bir adım daha yaklaştırır.
99 Kötü Fikir
En iyi özelliklerimiz ve kampanyalarımızdan bazıları, saçma ve pek olası olmayan sorular sormamız sayesinde ortaya çıktı. Bu yöntemi Duo’nun son maceraları veya hisse senedi kodumuzu LILY olarak değiştirmek gibi çılgın fikirler üzerine beyin fırtınası yaptığımız “99 Kötü Fikir” adını verdiğimiz bir gelenekle Liderlik toplantılarında kullanıyoruz.
Bu ruh, varsayımları sınamak ve cesur sorular sormak için alan yarattığımız şirketin geneline yayılmış durumda. “Duolingo karakterleriyle konuşabilseydiniz ne olurdu?”, “Duo’ya Super Bowl’da beş saniye verselerdi ne yapardı?”, “Dil yeterlilik sınavları evden alınabilse nasıl olurdu?” gibi sorular, yıllar içinde hem kullanıcılarımızı memnun eden hem de misyonumuzu ileri taşıyan yeni fırsatları sürekli olarak keşfetmemize olanak sağladı.
Tercihler Arasında Denge Kurmak
“Raise the Bar” (Standardı Yükselt) ve “Ship It” (Hayata Geçir) ilkeleri arasında doğal bir gerilim vardır. Bu iki ilke çatıştığında, misyonumuz harika bir yol göstericidir. Sorumuz şudur: Bu karar, eğitimi nasıl geliştirecek ve daha erişilebilir hale getirecek? Genellikle bu, mükemmeliyetin bir kenara bırakılmasıyla mümkün olur. Örneğin, Üretici Yapay Zeka (AI), daha önce mümkün olduğunu düşünmediğimiz hız ve ölçekle içerik üretmemize olanak tanıyor. İlk versiyonları harika değil, ama şu anda milyonlarca kişiye değer sunuyor ve kalite de zamanla gelişecektir.
Bir deneyi sonlandırmak başarısızlık değildir: bu, öğrenmek için bir fırsattır. Yıllar boyunca, yaptığımız deneylerin yalnızca yaklaşık %50’sini hayata geçirdik. – Natalie Glance
Doğru Ölçüde Adımlar
Duolingo büyüdükçe, değişime hızla ayak uydurmak daha zor hale geliyor. İşlerin kontrolden çıkmaması için güvenlik önlemleri ve süreçlere ihtiyacımız var, ancak gereksiz prosedürden de kaçınmak istiyoruz. Bu nokta da şu soruyu sorarız: Kendimizi yavaşlatmadan doğru adımları nasıl ekleyebiliriz?
İyi atılan adımlar, iş yüklerini azaltmalı, kaliteyi artırmalı ve daha iyi kararların alınmasına yol açmalıdır. Bunun bir örneği, Ürün İncelemesi (PR)dir. İlk zamanlarda, Luis genellikle ürünlerle ilgili kararları resmi olmayan toplantılarda verirdi, ki bu da bazen işleri karıştırırdı. Tüm paydaşlar toplantıya dahil edilmez veya toplantıyla ilgili bilgilendirilmezlerdi; daha da kötüsü, verilen kararlar geçerli mi yoksa Luis sadece kafasında mı tasarladı bu her zaman net olmazdı. Daha iyi bir yaklaşıma ihtiyacımız vardı.
Bu nedenle mühendisliğin kod inceleme sürecinden ilham alarak, Ürün İncelemesi (PR) için resmi bir yapı geliştirdik. Bugün, PR, hangi kararların alındığı konusunda herkesin net olmasını sağlıyor ve tüm ilgili paydaşların bilgilendirilmesini temin ediyor. Toplantı ayrıca, her görüşün hesaba katılmasını sağlamak için Ürün ve Tasarım’dan dönüşümlü liderlerden oluşan bir grubu içeriyor.
PR’ın başarısı, diğer ekipler de için bir örnek teşkil etti. Örneğin, Pazarlama ekibi kampanyalarına aynı netlik ve uyumu getiren kendi Pazarlama İnceleme sürecini geliştirdi. Bu süreçler, kalite standartlarımızı korumamıza ve şirket genelinde daha hızlı ve somut kararlar almamıza olanak tanıyor.
GÖSTER, ANLATMA
Açık, net ve veri ile gerçek etkilere dayanan bir iletişim kullanırız.

“Göster, Anlatma” demek; yaptığımız işin çabasını değil, sonuçlarını öne çıkarmak demektir.
Bu yaklaşım, çoğumuza öğretilen biçimden farklıdır. Okulda ya da önceki işlerimizde,genellikle ikna etmek için iletişim kurmayı —kendimizi sunumlar ve hikâyelerle pazarlamayı öğrendik. Bu becerilerin yeri olsa da, bunlar gerçeği ortaya çıkarmanın, problemleri çözmenin ya da harika şeyler inşa etmenin yolu değildir.
Uzun sunumlar yerine kısa ve net belgeleri tercih ederiz. Bu, işimizi savunmaya
çalışmak yerine,harika işler ortaya koymaya odaklanmamızı sağlar.
—MANU ORSSA VD
Rakamlar Hikâyenin Ta Kendisi
Metrikler mevcut olduğunda, tüm çalışmalarımızın ve iletişimimizin merkezinde olmalıdır.
Kararlar soyut anlatılara değil, kanıtlara dayanmalıdır.
Gerçek sonuçlara odaklanarak—örneğin yeni bir özelliğin günlük rezervasyonlara etkisi gibi—bir şeyin uygulamada yer alıp almayacağını hızlıca değerlendirebiliriz. Ancak bu anlayış sadece uygulamayla sınırlı değildir. Örneğin, ofislerimizin nasıl kullanıldığını (ve nasıl kullanılmadığını) ölçüyoruz ki, her yeni alanı bir öncekinden daha iyi hâle getirebiliriz.
Kısa Özet (TL;DR)
“Göster, Anlatma” yaklaşımını uygulamanın önemli yollarından biri, her önemli iletişimin başına eklenen kısa özetler (TL;DR) yazmaktır. Bu özetleri; özellik performans analizlerinden toplantı ön okumalarına, yeni politika duyurularına kadar pek çok alanda kullanırız.
Güçlü bir kısa özet hazırlamak, çalışmalarınızın görülme ve akılda kalma ihtimalini artırır. Bu özetler, karmaşık bilgileri daha anlaşılır hâle getirir ve en önemlisi, daha net düşünmeyi teşvik eder.Bir kısa özet yazabilmek için mesajınızı en temel noktalarına kadar sadeleştirmeniz gerekir.
Metriklerin Zorbalığı
Rakamlara fazla odaklanmak bazen bizi yanlış yönlendirebilir. Metrikler değerlidir, ancak tek başlarına eksik bir tablo sunarlar. Örneğin, öğrenme çıktıları—yani bir öğrencinin bir dersitamamladıktan sonra bilmesi gerekenler—ölçülmesi oldukça zor şeylerdir. Bu gibi durumlarda, sezgilerimize ve uzmanlığımıza güvenmemiz gerekir.
Az Konuş : Sunumlar Değil, Prototipler
Fikirler hakkında konuşmak, onları inşa etmek kadar etkili değildir. Prototipler, kavramları hayata geçirmemizi, ortak bir vizyonda uzlaşmamızı ve hızlıca ilerlememizi sağlar. Özellikle, mevcut bir özelliğe yapay zekâ entegrasyonu gibi karmaşık sorunlarla uğraşırken büyük önem taşırlar.
Harika Ürünler Kendilerini Açıklamak Zorunda Değildir
Uygulamamız sezgisel olacak şekilde tasarlanmıştır. Kullanıcılara Duolingo’yu nasıl kullanacaklarını açılır mesajlarla ya da uzun yönlendirmelerle anlatmak yerine; tasarım, animasyon ve basit yönlendirmeler ile onlara “gösteririz”. Duolingo’yu ilk (ya da yüzüncü) kez açtığınızda, öğrenme deneyimi hiçbir yönerge gerektirmemelidir. Böylece, gerçekten öğrenmeye odaklanabilirsiniz.
Bir işi sunmanın en iyi yolu, onu Duolingo’yu kullanan gerçek insanlara
gösteriyormuşsunuz gibi düşünmektir. Kullanıcılar uzun sunumlar okumak
istemez—sadece çıkarılan işi görmek isterler.
—Mig Reyes
Gerçek öğrenme de bu ilkeye göre şekillenir. Araştırmalar, en etkili öğrenmenin uzun talimat listeleriyle değil, deneyim yoluyla gerçekleştiğini göstermektedir. Örneğin, dilbilgisi kurallarını açıklamak yerine, dil kalıplarını etkileşimli alıştırmalar ve dikkat çekici görseller aracılığıyla gösteririz.

Fikirler Egolardan Önce Gelir
Harika fikirlerin pazarlanma ihtiyacı yoktur—kendilerini kanıtlama şansına ihtiyaçları vardır.Duolingo’da biz görüşlerden çok sonuçlara öncelik veririz. Ekiplerin cesur fikirleri keşfetmesini destekleyerek ve süreci metriklerin yönlendirmesine izin vererek, en iyi fikirlerin öne çıkmasını sağlarız.
⚠Yenilikçileri Kutluyoruz
Biz genellikle ekip odaklıyızdır. Ancak bazı özel anlar vardır ki, sınırları aşan bireysel başarılar kutlanmalıdır. Her yıl Duoversary etkinliğinde, öne çıkan birkaç katkı sağlayanı seçer ve onlara Duolingo Yenilikçilik Ödülü’nü veririz.
Fikir ayrılığına rağmen ilerle
Fikir ayrılıkları kaçınılmazdır, ancak biz burada bu durumu takılıp kalmak yerine harekete geçerek yönetiriz. İki taraf anlaşamadığında, her ikisi de bir karar doğrultusunda ilerlemeyi kabul eder ve sonuçların kendisini göstermesine izin verir. Örneğin, Luis gibi biri bile bir fikir hakkında şüpheleri olduğunda genellikle şöyle der: “Devam et, test et—neler olacağını görelim.” (Aynı şey, şu anda uygulamanın temel özelliklerinden biri olan “Liderlik Tabloları” için de gerçekleşmiştir).
Bu düşünce tarzı sadece ürünle sınırlı değildir. Örneğin sosyal medya ekibimizde, genç ekip üyelerine cesur fikirleri hayata geçirme ve etkilerini ölçme konusunda güveniriz. Deney yapmaya alan tanıyarak, süreci fikirlerin değil sonuçların yönlendirmesini sağlarız.
Güven Pili
Bu yaklaşımın temel taşlarından biri güven inşa etmektir. Duolingo’da güven varsayılmaz—kazanılır. Etkili çalışmalar yoluyla herkes kendi “Güven Pili”ni doldurur. İster bir stajyer olun, ister yeni başlamış bir yönetici—değerinizi anlamlı katkılarla göstererek işe başlarsınız. Her katkı bu pili şarj eder; böylece zaman içinde işbirliğini, karar almayı ve sorumluluk duygusunu güçlendiren bir güven rezervi oluşur.
“Duolingo’da başarılı olmak, kendini harika göstermekle değil; kullanıcılarımız ve
işimiz için harika bir şey yapmakla ilgilidir.”
—Cem Kansu
EĞLENCELİ HALE GETİR
Yaptığımız Her Şeye Mizah, Neşe ve Hayal Gücü Katıyoruz

Öğrenmenin sıkıcı olması gerekmediği gibi, çalışmanın da sıkıcı olması gerekmiyor. Duolingo dünyasına adım attığınızda, elle tutulur bir mizah duygusu vardır. Burası ciddi yüz ifadeleri ve resmi tavırların kültürü değil. Devasa pelüş baykuşların sahte Broadway müzikallerinde rol aldığı bir dünyadır. üstelik buz üstünde—. Dil öğrenme tuvalet kağıdı satmak gibi çılgın fikirlerin masaya yatırıldığı bir yer. Hatta CEO bile şakaların hedefi olmaktan kaçamaz.
Oyun Temelli Bir Ürün
Birden Fazla Şey Olabilirsiniz
Dil öğrenmenin birçok yolu vardır. Ancak hiçbir yöntem, öğrenen kişi ilgisini kaybettiğinde işe yaramaz. Biz uygulamamızı oyunlaştırmaya karar verdik. Zamanla, kullanıcıların ilerlemelerini sürdürmek için uygulamaya dönmelerini sağlayan pek çok etkileşimı ekledik. Ancak bizi farklı kılan yalnızca bu etkileşimler değil.
Duolingo, geleneksel eğitim araçlarından tamamen farklı hissettirir. uygulamada garip ve beklenmedik şeyler olur. Dersler talk show ya da video oyunu gibi kurgulanır; “Ay birası içiyor” gibi cümleler neredeyse absürt . Karakter Lily ilerlemenizi alaycı bir alkışla destekler. Bu eğlenceli anlar—karakterler, animasyonlar, absürt sürprizler—sadece eğlence amacı taşımaz, aynı zamanda kullanıcıların etkili öğrenmeleri ve uygulamada aktif kalmalarında etkin rol oynar.
Duolingo, tek bir kategoriye uymuyor. sadece bir oyun değil. Yalnızca bir eğitim uygulaması . İşte sihir bu çizgide ortaya çıkıyor. Gerçek şu ki; TikTok, Instagram ve çevrim içi oyunlar gibi platformlarla insanlar daha çok aktif oluyor . Bu nedenle, öğretmeyi en az onlar kadar eğlenceli hâle getiriyoruz.. Bu platformlar insanları sürekli izlemeye ve gezinmeye teşvik edecek şekilde tasarlanmış . Duolingo’yu o uygulamalardan farklı kılan kullanıcıların belirli bir amaçla gelmeleri: öğrenmek. yalnızca eğlence değil; üretken ve anlamlı bir zaman kullanımı. Eğlence, beklenmedik anlar ve yenilikçi tasarımlar ise öğrenmeye çalışanları uygulamada tutan şeylerdir.
Sıra Dışı Kültür
Açık Kapılar
Bazı şirketlerde, bütün gerçek kararların alındığı, koridorun sonundaki büyük maun masalı odalar vardır. Duolingo’da işler böyle yürümez. (Aslında, Luis’in favori toplantı odası herkesin görebildiği cam bir alan.) Şirketin en önemli meseleleri konusunda bile açık davranırız—başka yerlerin gizlemeye çalışacağı konular bile dahil. Luis ile yapılan Soru-Cevap oturumları bu şeffaflığın açık bir örneğidir. Ancak genel olarak Duolingo’da herkesin ulaşılabilir olması bir önceliktir: En kıdemli yöneticilerimiz bile yalnızca bir mesafe uzaklığındadır. Herkes uygulama İncelemesi toplantılarına katılabilir. Bu açıklık ve şeffaflık, risk almanın ve alışılmadık fikirlerin önünü açar.
Bu anlayış, her yıl düzenlediğimiz kış tatili Getaway ile doruk noktasına ulaşır. Tüm şirket, hiçbir gündem, panel veya eğitim olmaksızın Cancun’a gider. Amaç basittir: Duolingo çalışanlarına düşük baskılı bir ortamda bağ kurmaları ve rahatlamaları için olanaklar sağlamak. İş ortamımızdan ve birbirimizin varlığından gerçekten keyif aldığımızda, iş her anlamda daha iyi olur.
Uygulamamızın eğlenceli olmasının nedeni, onu geliştiren insanların(ekip) da eğlenceli olmasıdır. Ofise adım atan herkes bunu fark eder: Bir gün, insan boyutundaki Duo’yu atriumda jimnastik yaparken görebilir ya da bulmaca kulübünden istiridye kulübüne kadar uzanan 100’den fazla kulüpten birinin etkinliğine rastlayabilirsiniz. Belki Ekim ayındasınızdır ve yıllık Pittsburgh Köpek Yürüyüşü’ne denk gelirsiniz. Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Harika bir kültür oluşturmak zordur, kaybetmek ise kolay. Ancak başarı vazgeçilmezdir.
Sınırları Gözetmek
Şakacı ve deneysel olmamızı sağlayan şey, şirket içinde karşılıklı özen ve saygıya dayalı bir temelin olmasıdır. Farklı geçmişlere, deneyimlere ve bakış açılarına sahip bir ekip olduğumuz için düşünceli olmak önemlidir—birine komik gelen bir şey, başkası için rahatsız edici olabilir. Burada herkes yetişkindir ve insanların sınırlarına saygı göstermeniz beklenir.
- Hem Masum Hem Çılgın
- Şakanın Arkasında Durmak
- 1 Nisan Şakaları
- Duo’nun İkiliği
Yıllar boyunca farklı formatlar, tonlar ve tasarım dilleri denedik—ve sonunda kendimize özgü bir tarza ulaştık: hem masum hem de çılgın.
Şakaları benimseyerek Duo, gerçek bir viral fenomene dönüştü. Saturday Night Live’dan popüler video oyunlarına ve ünlülerin Instagram hesaplarına kadar her yerde karşımıza çıktı. Buff Duo’dan Anime Duo’ya kadar uzanan sayısız çılgın meme üretildi.
Dış pazarlamamızda sesimizi bulmamız zaman aldı. Başlangıçta en geniş kitleye hitap etmeye çalıştık ama bu da bizi silik bir hale getirdi. Pazarlamada ise silik olmak, olabilecek en kötü şeydir. Bu yüzden rotamızı değiştirdik ve pazarlama anlayışımızı garip, beklenmedik ve çoğu zaman komik hâle getirdik.
Mizah her zaman ölçeklenemez. Öznel ve bazen kutuplaştırıcıdır. Duo’nun mizah gücünü tam anlamıyla serbest bırakmak için, herkesin şakayı anlayamayacağını kabul etmemiz gerekti. Gerçekten önemli olan, anlayanların bu esprilere bayılmasıdır—ve biz de onların tutkularını beslemek için elimizden geleni yaparız.
1 Nisan, Duolingo için adeta biçilmiş kaftandır: her şey bir şaka olabilir ve sınırları ne kadar zorlarsak o kadar iyi. Şirketin ilk yıllarında, 1 Nisan şakalarının markamızın sıradışı mizah anlayışını kutlamanın harika bir yolu olduğunu fark ettik. Duolingo Yastığı gibi erken dönem deneyimlerimiz zamanla tam kapsamlı kampanyalara dönüştü—2024’teki “Duolingo on Ice” kampanyası, sosyal medyada 100 milyon etkileşim elde etti.
Maskotumuz ilk olarak düzenli pratik yapmayı teşvik etmek amacıyla tasarlandı. Ancak internet kullanıcılarının eline geçtikten sonra, daha karmaşık—hatta zaman zaman tehditkâr—bir karakter hâline geldi. Hâlâ sevimli ve kucaklanası ama derslerinizi tamamlamazsanız ailenizi geçici olarak başka bir yere taşıyabilecek kadar kararlı!
Duo ile Beş Saniye
Super Bowl LVIII. Dünyada yaklaşık 200 milyon kişi izliyor. Aniden, parlak yeşil bir baykuş başka bir baykuşu poposundan fırlatıyor ve size “Duolingo yap” diyor.
Bu, alışıldık bir Super Bowl reklamı değildi—ama Duolingo’dan daha fazla bir şey yansıtamazdı.
11 Şubat 2024’te yayımlanan bu beş saniyelik reklam, altıdan fazla ekibin aylar süren iş birliğinin ürünüydü. 30 saniyelik bir reklam için ödeme yapmak istemedik, bu yüzden kendimize bir meydan okuma yarattık: Sadece beş saniyede nasıl dikkat çekeriz?
Her pikselin önemli olduğunu biliyorduk. Gösterişli ayrıntılara veya gereksiz dolguya yer yoktu, bu yüzden Duo’nun çılgın, öngörülemez doğasını benimsedik. “Ne kadar popo gösterilmeli?” üzerine tartışmalar başladığında, doğru yolda olduğumuzu anladık.
Kumar işe yaradı. Çok daha az bütçeyle, reklamımız o yılın diğer Super Bowl reklamları kadar ses getirdi ve birçok “en iyi reklamlar” listesinde yer aldı. Oyuncuydu, beklenmedikti ve kendini ciddiye almıyordu—başarımızın temel formülü de tam olarak bu
YEŞİL MAKİNE
İlkelerimiz teoriyi sağlar.
Yeşil Makine bu teoriyi uygulamaya koyar.
Sürecimiz:
Bu noktaya kadar ilkelerimiz hakkında çok şey anlattık – geçmişleri, neden onlara sahip olduğumuz ve ne anlama geldikleri. Yeşil Makine, bu ilkeleri hayata geçirmeye yönelik bir çerçevedir.
Bu yaklaşım, bir startup olarak ilk günlerimizde organik olarak ortaya çıktı ve o zamandan beri her yıl geliştirildi. (Yol boyunca, değerli en yeniliklerimizden ve en büyük kazanımlarımızdan bazılarını üretti). Yeşil Makine’yi küçük değişiklikler yoluyla sürekli iyileştirme süreci olarak düşünebilirsiniz. Küçük bir değişiklik metrikleri iyileştirir, bunun gibi daha fazla değişiklik yaparız.
En temel haliyle Yeşil Makine şöyle işliyor: mükemmel insanları bir araya getirin, onlara denemeleri için alan tanıyın ve ardından işe yarayanları iki katına çıkarın.
Eğer bir şey üzerinde çalışıyorsanız ve bir yerde tıkandıysanız bu altı adımı kontrol edin. Belki de ekibiniz hakkında yeterince dikkatli düşünmediğiniz için ya da uygun geri bildirim döngülerine sahip olmadığınız için aksıyor olabilir. Yeşil Makine modeli hemen her projenin yoluna girmesine yardımcı olabilir.
Yeşil Makine: Altı Adım
1. Harika İnsanlarla Çalışın Harika İnsanlarla Çalışın
Harika deneyler, hızlı bir şekilde beyin fırtınası yapabilen, fikirleri uygulayabilen ve bir anda pivot olabilen olağanüstü ekipler gerektirir. Bu nedenleolarak işe alımlarda çıtayı bu kadar yüksek tutuyor ve çalışanlarımıza bu kadar çok yatırım yapıyoruz. Ekipleri başlangıçta yalın ve derme çatma tutmayı seviyoruz, sadece başarıyı gördükten sonradaha fazla kişi ekliyoruz.
2. Başarıyı Tanımlayın
İster DAU’lar, ister rezervasyonlar veya sosyal gösterimler olsun, her zaman net, ölçülebilir hedefler belirlemek isteriz. Ancak erken aşamadaki projeler için metrikler her zaman mevcut değildir. Bu durumda, en iyimevcut niteliksel hedefleri tanımlar, netliğe doğru yineler ve yararlı sinyallere dlkkat ederiz.
3. *Korkuluklar Belirleyin ve Uzun Vadeli Düşünün
Çalışmalarımızın hem Duolingo’ya hem de öğrenicilerimize uzun vadede fayda sağladığından emin olmak için korkuluklar kullanıyoruz. Bu, temel ilkemiz olan Uzun Vadeli Düşünme ile uyumludur. Düşünceli korkuluklar, sürdürülebilir, anlamlı büyümeye odaklanmamıza yardımcı olarak her denemesinin daha büyük bir amaca hizmet etmesini sağlar.
Düşünceli korkuluklar, her bir deneyin daha büyük bir amaca hizmet etmesini sağlayarak sürdürülebilir, anlamlı büyümeye odaklanmamıza yardımcı olur.
Düşünceli koruma bariyerleri, sürdürülebilir, anlamlı büyümeye odaklanmamıza yardımcı olur ve her deneyin daha büyük bir amaca hizmet etmesini sağlar.
4. Bir Şey İnşa Edin ve Geri Bildirim Döngüleri Kurun
Mükemmel bir şey yaratmanın en hızlı yolu soyut tartışmalar yapmak değildir. Sadece inşa etmeye başlayın ve doğru sürekli geri bildirim döngülerini oluşturun. Bu geri bildirim hem niceliksel (A/B test sonuçları, sosyal izlenimler, etkinlik araştırması) hem de niteliksel kaynaklardan (kapsamlı dogfooding) gelir. Erken aşamadaki projeler genellikle daha fazla veriye dayalı metriklere geçmeden önce nitel geri bildirimlere daha fazla ağırlık verir.
5. Acil ve Mükemmel Bir Şekilde Uygulayın
Küçük iyileştirmelerin bileşik doğası nedeniyle, yavaş hareket etmenin büyük bir maliyeti vardır. Ancak çok hızlı hareket etmek de özensiz sonuçlara yol açabilir. Beşinci adımda, çıtamıza uygun işleri sürekli (ve acil olarak) teslim etmeye çalışırız.
6. İşe Yarayanları İkiye Katlayın, Yaramayanları Durdurun
Bir şey işe yaradığında, daha fazla kaynak ayırır ve üzerinde çalışmaya devam ederiz (bazen yıllarca). Ama başarılı olmayan projeleri ve hatta tüm ürünleri gün batımına gönderirken(sonlandırırken) rahat olmamız gerekiyor.
Planın Bir Parçası
Önemli olan, Yeşil Makine’nin planlamanın yerini tutmaması. Hâlâ üç aylık OKR’lerimiz, yıllık hedeflerimiz ve uzun vadeli bir finansal planımız var. Aradaki fark, uygulama için çok yıllı yol haritalarına bel bağlamıyor oluşumuz.
*Set a guardrails: Korkuluklar kurun. Burada sınırları belirleyin mi demek istiyor yoksa güvenli alanımı oluşturun diyor tam oturmadı ben de.
