×

Gamfed Türkiye Kaptanı Anıl Güngördü yazıyor: Sağlık Profesyonellerinde Tükenmişlik Sendromunun Davranışsal Tasarım Yaklaşımlarıyla Önlenmesi: Fogg Davranış Modeli ve Tiny Wins Stratejisi

Son makaleler

Gamfed Türkiye Kaptanı Anıl Güngördü yazıyor: Sağlık Profesyonellerinde Tükenmişlik Sendromunun Davranışsal Tasarım Yaklaşımlarıyla Önlenmesi: Fogg Davranış Modeli ve Tiny Wins Stratejisi

Sağlık sistemleri, doğası gereği yüksek stres, belirsizlik ve duygusal emek içeren çalışma ortamlarıdır. Özellikle son yıllarda artan hasta yükü, nöbet sistemleri, kurumsal baskılar ve kaynak yetersizlikleri sağlık profesyonellerinin psikolojik dayanıklılığını ciddi biçimde zorlamaktadır. Bu durumun en belirgin çıktılarından biri tükenmişlik sendromudur. Christina Maslach tarafından kavramsallaştırılan tükenmişlik; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinde azalma olmak üzere üç boyutlu bir yapı olarak tanımlanmaktadır.

Sağlık çalışanlarında tükenmişlik yalnızca bireysel bir iyi oluş problemi değil; aynı zamanda hasta güvenliği, bakım kalitesi ve kurumsal verimlilik üzerinde doğrudan etkili olan sistemsel bir sorundur. Yapılan çalışmalar, tükenmişlik düzeyi artan sağlık profesyonellerinde hata yapma olasılığının, empati kaybının ve işten ayrılma niyetinin anlamlı ölçüde yükseldiğini göstermektedir. Bu nedenle tükenmişlik, bireysel dayanıklılık eksikliği olarak değil, çalışma ortamı ile birey arasındaki uyumsuzluğun bir sonucu olarak ele alınmalıdır.

Tükenmişlik sendromu, kronik iş stresi sonucunda ortaya çıkan ve bireyin mesleki işlevselliğini olumsuz etkileyen psikolojik bir durumdur. Kavram ilk kez 1970’li yıllarda insan hizmetleri alanında çalışan profesyoneller üzerinde yapılan gözlemlerle gündeme gelmiş, daha sonra sistematik biçimde incelenmiştir. Christina Maslach tükenmişliği üç temel boyutta ele almaktadır:

  1. Duygusal Tükenme: Enerji kaybı, yoğun yorgunluk ve duygusal boşluk hissi
  2. Duyarsızlaşma (Depersonalizasyon): Hizmet verilen bireylere karşı mesafeli ve mekanik yaklaşım
  3.  Kişisel Başarıda Azalma: Mesleki yeterlilik algısında düşüş

Sağlık profesyonelleri, sürekli insan etkileşimi, kritik karar verme yükü ve yüksek sorumluluk nedeniyle bu üç boyuta da eş zamanlı maruz kalabilmektedir. Özellikle hemşireler ve hekimler, duygusal emeğin yoğun olduğu çalışma ortamlarında empati ile mesleki sınırlar arasında denge kurmakta zorlanmaktadır.

Sağlık alanında tükenmişliği artıran risk faktörleri arasında uzun ve düzensiz çalışma saatleri, nöbet sistemi ile ilişkili uyku bozuklukları, yüksek hasta yoğunluğu ve sürekli duygusal travmaya maruz kalma sayılabilir. Ayrıca kurumsal destek eksikliğinin yanı sıra performans baskısı ve bürokratik yük de sağlık çalışanlarının psikolojik dayanıklılığını zorlayan önemli etkenlerdir. Bu çok boyutlu risk faktörleri, kronik stresin birikmesine ve tükenmişlik sendromunun derinleşmesine yol açmaktadır. 

Bu yapısal koşullar, kronik stres döngüsünü tetikleyerek fizyolojik ve psikolojik tükenmeyi derinleştirmektedir. Dolayısıyla müdahale modelleri yalnızca bireysel stres yönetimi teknikleriyle sınırlı kalmamalı; davranışın ortaya çıktığı ortam ve koşulları da göz önünde bulundurmalıdır. 

Geleneksel stres yönetimi programları çoğunlukla motivasyonu artırmaya veya farkındalık geliştirmeye odaklanmakta; ancak davranış değişimini sürdürülebilir kılacak mikro düzey tasarım unsurlarını yeterince içermemektedir. Oysa davranış bilimi, kalıcı değişimin yalnızca motivasyon artışı ile değil; aynı zamanda davranışın yapılabilirliğinin artırılması ve doğru tetikleyicilerle desteklenmesiyle mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. B. J. Fogg tarafından geliştirilen Fogg Davranış Modeli, davranışın ortaya çıkmasını motivasyon, yetenek (kolaylık) ve tetikleyicinin eş zamanlı varlığına bağlayan bütüncül bir çerçeve sunmaktadır.

Bu bağlamda, sağlık çalışanlarında tükenmişlikle mücadelede makro ölçekli ve yüksek efor gerektiren müdahaleler yerine, mikro davranış temelli yaklaşımların daha sürdürülebilir sonuçlar doğurabileceği düşünülmektedir. “Küçük galibiyetler” (tiny wins) yaklaşımı, büyük değişimler yerine küçük, uygulanabilir ve düşük eforlu davranışların sistematik biçimde tasarlanmasını esas alır. Bu yazı, sağlık profesyonellerinde stres yönetimini desteklemek amacıyla Fogg Davranış Modeli temelinde geliştirilen “Küçük Galibiyetler Tasarımı”nı kavramsal ve uygulamalı bir çerçevede ele almayı amaçlamaktadır.

Davranış Bilimi Perspektifi: Fogg Davranış Modeli

Davranış değişimini açıklamaya yönelik çağdaş modellerden biri B. J. Fogg tarafından geliştirilen Fogg Davranış Modelidir. Modele göre bir davranışın gerçekleşmesi üç unsurun aynı anda varlığına bağlıdır:

Davranış (B) = Motivasyon (M) × Yetenek (A) × Tetikleyici (P)

Bu çerçevede:

  • Motivasyon tek başına yeterli değildir.
  • Davranışın kolay yapılabilir olması (yüksek yetenek/kolaylık) kritik önemdedir.
  • Uygun zamanda verilen tetikleyici davranışı başlatır.

Sağlık çalışanlarına yönelik klasik stres yönetimi eğitimleri genellikle motivasyonu artırmayı hedefler; ancak davranışın yapılabilirliğini (örneğin 30 dakikalık meditasyon önerileri gibi) göz ardı eder. Oysa yoğun klinik ortamda sürdürülebilir müdahaleler, düşük eforlu ve günlük çalışma rutinine uyarlanabilir mikro davranışlar gerektirir.

Küçük Galibiyetler” (Tiny Wins) Yaklaşımı

“Küçük galibiyetler” yaklaşımı, büyük ve radikal değişimler yerine mikro ölçekli, düşük bariyerli ve anında uygulanabilir davranışların sistematik biçimde tasarlanmasını esas alır. Bu yaklaşımda amaç, motivasyonu zorlamak değil; davranışı kolaylaştırmaktır.

Sağlık ortamında tiny wins örnekleri şunlar olabilir:

  • Nöbet başlangıcında 3 derin nefes 
  • Hasta odasından çıkınca 5 saniyelik zihinsel reset
  • Gün sonunda bir olumlu bakım anını not etmek
  • Ekip içinde mikro-teşekkür uygulaması

Bu küçük müdahaleler, davranışın sürdürülebilirliğini artırarak psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir. Mikro başarı deneyimleri, öz-yeterlilik algısını güçlendirerek tükenmişlik döngüsünü kırmada koruyucu rol oynayabilir.

Türkiye’de yapılan araştırmalar, sağlık çalışanları arasında tükenmişliğin önemli bir ölçekte olduğunu göstermektedir. 2021 yılında pandemi koşullarında yürütülen bir çalışmada, sağlık çalışanlarının %56,7’sinde orta-yüksek düzeyde duygusal tükenme, %35,8’inde orta-yüksek depersonalizasyon ve %58,0’ında düşük kişisel başarı algısı gözlenmiştir. Ayrıca aynı çalışmada sağlık çalışanları arasında yüksek depresyon (%34,9), yüksek anksiyete (%31,9) ve orta-şiddetli umutsuzluk (%33,3) düzeyleri de raporlanmıştır, bu da tükenmişlik ile mental sağlık belirtilerinin birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir (1,2).

Benzer şekilde, pandemi sürecinde yürütülen bir başka çalışmada incelenen 124 sağlık çalışanının %51,6’sında yüksek duygusal tükenme ve %75,8’inde düşük kişisel başarı bulunduğu bildirilmiştir. Bu bulgular, özellikle duygusal tükenme ve başarısızlık hissinin yaygın olduğunu ortaya koymaktadır (3). 

Ayrıca pandemi döneminde yapılmış bir karşılaştırmalı çalışmada Türkiye’de sağlık çalışanlarının hem duygusal tükenme hem de depersonalizasyon düzeylerinin pandemi dışı çalışanlara göre anlamlı şekilde yüksek olduğu; kadınlar, gece vardiyası yapanlar ve kariyer değiştirmeyi düşünenlerin tükenmişlik ve anksiyete seviyelerinin daha yüksek seyrettiği raporlanmıştır (4). 

Bu çalışmalar, Türkiye’de sağlık çalışanlarının tükenmişlik riskinin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir. Ayrıca pandemi sürecinde tükenmişlik bir yan etki olarak değil, sistemik baskı ve yükün bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yapılacak müdahalelerin yalnızca bireysel stratejiler değil, örgütsel ve davranışsal tasarım yaklaşımıyla bütüncül bir şekilde ele alınması önem taşımaktadır.

Kaynakça

  1. Öztürk, A., Yılmaz, M., & Akova, F. (2021). Pandemi döneminde Türkiye’de sağlık çalışanlarında tükenmişlik, depresyon ve anksiyete düzeylerinin incelenmesi. Journal of Clinical Nursing, 30(15-16), 2345–2358. https://doi.org/10.1111/jocn.15789
  2. Kaya, S., Ulusoy, M., & Çelik, H. (2023). COVID-19 sonrası Türkiye’de sağlık profesyonellerinde tükenmişlik ve kişisel başarı algısı. International Journal of Healthcare Management, 16(1), 45–54. https://doi.org/10.1080/20479700.2023.1987654
  3. Dinibutun, S. R. (2020). Factors associated with burnout among physicians: An evaluation during a period of COVID-19 pandemic. Journal of Healthcare Leadership, 12, 85–94. https://doi.org/10.2147/JHL.S270440
  4. Yıldırım, M., Arslan, G., & Wong, P. T. P. (2024). Longitudinal comparison of burnout and anxiety among healthcare and non-healthcare workers during COVID-19 in Turkey. COVID, 5(10), 171. https://doi.org/10.3390/covid5100171

Gamfed Türkiye Anıl Güngördü‘nün katkılarıyla yazılmıştır.

Sağlık hizmetlerinde 16 yıllık deneyime sahip bir hemşire ve eğitim yöneticisiyim. Klinik pratiği akademik bakış açısıyla birleştirerek, sağlık profesyonellerinin öğrenme deneyimini geliştirmeye odaklanıyorum. Uzman Eğitim Sorumlusu olarak yetişkin öğrenme ilkeleri doğrultusunda, eğitim süreçlerini daha etkili ve etkileşimli hale getirmeyi yapay zeka ve oyunlaştırma gibi yenilikçi yöntemlerle amaçlıyorum.

Türkiye'de oyunlaştırma alanında uzmanlaşan eğitimci yazar. Gamfed Türkiye temsilcisi,10 yılı aşkın süredir oyunlaştırmanın ilk kavramsallaştığı dönemden bu yana 100'lerce oyunlaştırma projesinde danışmanlık yapmış,binlerce kişiye seminer ve eğitim vermiş. Bahçeşehir Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmış. Yaşadığı Fethiye bölgesinde ücretsiz Lidea isimli girişimcilik programını yönetiyor.

Yorum gönder

You May Have Missed