Türkiye'nin İlk ve Tek Oyunlaştırma Blogu

Türkiye'de Oyunlaştırma'nın Tarihini Yazan Gamfed Gönüllüleri tarafından 2016'dan beri tutulmaktadır.

Türkiye'nin İlk ve Tek Oyunlaştırma Blogu

Türkiye'de Oyunlaştırma'nın Tarihini Yazan Gamfed Gönüllüleri tarafından 2016'dan beri tutulmaktadır.

AnlamGirişimcilikMakaleOyunlaştırma

Gamfed Türkiye Kaptanı İrem Damla Şimşek yazıyor: Every Day the Same Dream – Her Gün Aynı Rüya Oyunu üzerine Felsefi bir deneme: Gülümse Kaderine

Every Day the Same Dream – Her Gün Aynı Rüya Oyunu üzerine Felsefi bir deneme

2009’un Aralık ayında deneysel bir oyun ortaya çıkıyor: Every Day the Same Dream (EDTSD) adındaki bu oyun biraz monoton sanki. Her iki anlamda da. TDK’nın açıkladığı gibi “Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan, sürüp giden; tek örnek, muttarit, yeknesak” ve “tek bir rengin çeşitli tonlarının kullanılması” anlamında. Renksiz hayatınızın içinde ofis çalışanınızı giydirip, arabasına bindirip işe gönderiyorsunuz. Sonsuza kadar bu şekilde oynayabilirsiniz ancak rutinlerden çıkıp kıyafetinizi giymediğinizde ya da trafikte arabanızdan indiğinizde oyunda bir şeyler değişmeye başlıyor. 

Post-Matrix Bir Kıssa

Bu oyunu Matrix sonrası kıssalara bir örnek olarak da incelemek mümkün elbette çünkü merkezinde aynı tema var: Özgür irade ve sistemden çıkmak. Matrix’te ve EDTSD’de kontrol bizdeymiş algısı mevcut. Kaldı ki oyunu sadece klavyedeki üç tuş ile oynayabiliyorsunuz. Aslında elinizde olan hepi topu üç tuşun imkan verdiği ölçüde irade gösterebilirsiniz anlamına geliyor. Oyundaki karakterimiz aynı Neo gibi kendisine benzeyen bir sürü kişi ile birlikte bir ofis bölmesinde çalışıyor. Karakter sabah uyandıktan sonra aynı işleri yapmaya devam ederse tıpkı oyunun adındaki gibi her gün aynı rüyayı görmeye devam ediyor ancak sağa değil de sola giderse -zinciri kırarsa- oyunda ufak ufak birtakım değişiklikler gerçekleşiyor. Neo da kırmızı hapı alınca gerçek dünyaya hoş gelmişti. 

Akıl Hocası

Edebiyatta lider, önder, rehber, usta ya da üstad diye adlandırdığımız bilge kişilerin karaktere yol göstermesi genelde karşılaştığımız bir durum. Örneğin İlahi Comedya’da şair Virgil Dante’ye öbür dünyada akıl, mantık ve etik konusunda rehberlik etmekteydi. Morpheus, Neo’yu uyandıran ve onu gerçek hayata hazırlayan öğretmen rolündeydi. Bu usta-çekirge ilişkisi EDTSD’de de mevcut. Oyunda asansördeki komşu teyze de yeni bir insan olmak için kaç adım kaldığını geri sayım yaparak ne kadar farklı yollar denememiz gerektiği konusunda yönlendiriyordu. Ancak harekete geçecek olan sizin karakteriniz. Morpheus’un da dediği gibi “Ben sana yalnızca kapıyı gösterebilirim. İçinden geçecek olan sensin.”

Atlamak

EDTSD’de özgür tercihlerinizden birisi -muhtemelen ikinci turda fark edeceğiniz üzere- karakterin ofisten çıkıp balkondan atlaması.  Bizim de “Bu atlayışla sistemden çıkar mıyız acaba?” diye düşünürken oyun başa sardığındaki şaşkınlığımız ve kızgınlığımızı da unutmayalım. Simülasyonda iken Neo da gökdelenden atlamıştı ve ne yazık ki yere çakılmıştı. (Daha önce kimse ilk atlayışta başaramamıştı gerçi.) Her iki karakterin düşüşünü intihar / beceriksizlik yerine uyanış olarak yorumlamak da mümkün. Gerçeği öğrenmek, sistemi eğip bükmek istiyorsan, bazı riskler almalı, atlamaya gönlün olmalı.

Mutlu Son Mümkün

The Truman Show, Inception ve Westworld gibi gerçeklik ve simülasyon temasındaki filmler ile diziler insanlığımıza ve bazı korkularımıza dokunarak bizi biraz korkutuyor. EDTSD’de olduğu gibi çok azımız (milyonda bir) “Bugün işe gitmiyorum, trafikte arabamı bırakıyorum.” yiğitliğini gösterebilir. Yapabileceğimiz en büyük iş, örüntüleri görmek. Kaderden kaçamıyoruz, bari ona gülümseyelim. EDTSD’de işe çıplak gittiğinizde tek sorun oymuşçasına “Kravatın nerede?” diye soran patron komikliğine gülmek gibi bir şey işte. Nihayetinde ofis bölmesinde çalışmak kulağa geldiği kadar kötü olmayabilir. İş yerleri birbirine benzese de çalışanlar birbirine şaka yapar, aşık olur, doğum günü kutlar, pazartesi sendromunu atlatır falan filan. Ailemizden biri gibi gördüğümüz beyaz yakalıların çalıştığı ofisin içinde olanları anlatan 9 Sezonluk ve 188 bölümlük çok sevdiğimiz The Office dizisinin IMDB puanı 9.0 (2025 yılında). Kimse balkondan atlayarak sistemden kaçmak zorunda değil, kimisi de bu duruma gülsün geçsin.

Oyunu oynamak için:https://molleindustria.org/everydaythesamedream/everydaythesamedream.html

https://minds.wisconsin.edu/bitstream/handle/1793/67249/KrienSpr2013.pdf?sequence=1

https://www.imdb.com/title/tt0386676

https://thematrix101.com/matrix/characters.php

Yazar : İrem Damla Şimşek
https://www.linkedin.com/in/irem-damla-şimşek-a53281335/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir